|
|
Hat Sanatı
Güzel yazılmış bir
hattı okumak lalenin kokusunu almaya benzer.
Kazasker Mustafa İzzet Efendi
Hat sanatı İslam'ın
en önemli sanatıdır çünkü Allah'ın kelamını kayda geçirmekte ve
nakletmektedir. Kuran'da yazı yazmaya ilişkin olarak, 'insanoğluna
kalemle öğreten'Tanrının tasviri de dahil pek çok atıf
bulunmaktadır. Esasen Allah'ın Ebedi Hattat olarak tasvirleri İslam
şiirinde yer almaktadır ve güzel yazının ilahi kökenli olduğu ima
edilmektedir. Bu nedenle hattatların, mimarlar ve minyatür
ustalarından daha yüksek bir statüye sahip olması hiç de şaşırtıcı
gelmemektedir. Osmanlı padişahları hattatları mükemmel nitelikte el
yazması Kuranlar, kütüphaneleri için özenilerek yazılmış belgeler ve
camilerini süslemek için kitabeler yazmakla görevlendirerek,
ustalıklarına yeni boyutlar katmaları için teşvik etmişlerdir.
Abdülmecid de bu padişahlardan biridir; o dönemin önde gelen hattatı
Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin (180176) yazdığı kitabeleri,
Fossati onun namına yerlerine asmıştır. Bu eserler Ayasofya'nın cami
olarak kimliğini en güçlü şekilde ortaya koymaktadırlar. Eserlerini
göreceğiniz birçok büyük hattat gibi, Kazasker Mustafa İzzet Efendi
de çok yönlü bir kişiliğe sahipti. Sayısız zarif hat eseri
yaratmasının yanı sıra usta bir müzisyendi. Kamış kalemle gösterdiği
mahareti neyle de göstermekteydi. Küçük bir çocukken sesinin
güzelliği II. Mahmut'un dikkatini çekmiş ve sarayda eğitim almasını
emretmişti. Hat sanatını, Galatasaray Mektebi Sultanisi'nde, büyük
usta Yeserizade Kazasker Mustafa İzzet'ten öğrenmiş ve daha sonra bu
ismi kendisi de almıştır. Saraydaki yaşamdan bıkınca Hac için
Mekke'ye gitmiş ve söz verdiği halde dönmeyerek yaşamını ibadetle ve
kendini Tanrıya adayarak geçirmeyi tercih etmiştir. Ancak padişah
onu, II. Beyazıt Camiinde ilahi okurken sesinden tanımış ve
firarından ötürü affederek geri getirmiştir. Eyüp'te imamlık da
dahil çeşitli makamlarda görev yaptıktan sonra Sultan Abdülmecid
tarafından Rumeli Kazaskerliği ve baş ulemalık görevlerine
getirilmiştir. Bu arada hat sanatını her gün uygulamaya devam etmiş,
bu sanatı şehzadelere de öğretmiştir.
Kazasker Mustafa
İzzet Efendi, Ayasofya için 7,6 m çapında sekiz adet ahşap levha
hazırlamış ve bunlar kubbeyi ve yarım kubbeleri tutan payelere,
galeri hizasında asılmıştır. Payelerin üst taraflarında asılı duran
on yedinci yüzyıl kitabelerinin yerine konulan bu levhaların
boyutları muazzamdır. Çoğu camilerde olduğu gibi, bu levhalarda
kutsal isimler olan Allah, Muhammed ve ilk dört halife (Ebubekir,
Ömer, Osman, Ali) ile Hz. Muhammed'in şehit mertebesine ulaşan
torunları Hasan ve Hüseyin'in adları yer almaktadır. Muazzam iç
mekânın ölçeğiyle uyumlu olan bu levhalar, bugüne kadaryapılanların
en büyüğüdür. Bunlar, serbest kıvrımların ve güçlü dikey çizgilerin
sanatçıya ifade özgürlüğü tanıdığı sülüs üslubunun tüm gücünü ortaya
koymaktadırlar. Hattat şatafatlı kenar süslemeleri yapmamış,
harfleri düz zemin üzerine hareketli bir bağlantıyla
yerleştirmiştir. Kazasker Mustafa İzzet Efendi kubbenin ortasındaki
kitabenin de yaratıcısıdır. Kitabede şöyle yazılıdır:
Bismillâhirrahmânirrahim; Allah göklerin ve yeryüzünün nurudur. Işık
onun kendisidir; camdan giren ya da sabah yıldızının saçtığı ya da
yanan kordan yayılan değil. |
|