|
|
Fossati
Kardeşler Tarafından Yapılan Restorasyon
Ayasofya'daki son
büyük restorasyon, şatafatlı barok stilindeki Dolmabahçe Sarayı'nı
inşa ettiren padişah I. Abdülmecid döneminde yapılmıştır. Abdülmecid,
Osmanlı devletini modernleştirmeye çalışan bir reformcu ve
Avrupalıların zevklerinden çok etkilenmiş bir kişiydi. Restorasyon
işiyle İsviçreli mimar Gaspare Fossati'yi görevlendirdi. Fossati Rus
çarı tarafından yeni Rus Büyükelçiliğini tasarlamak üzere İstanbul'a
gönderildikten sonra orada bir büro açmıştı. Fossati 1820'lerde,
Milano'daki Brera Güzel Sanatlar Akademisi'nde okurken mozaik sanatı
ve restorasyonla tanışmış, Roma'da geçirdiği birkaç yıl da
arkeolojiye büyük hayranlık duymasına neden olmuştu. Roma
kalıntılarının çizimlerini ve taşbaskılarını yaparak, müşterilerini
etkilemekte yardımcı olan çizim yeteneğini daha da geliştirmişti.
Gaspare Fossati'nin St. Petersburg'a taşınıp 'resmi saray mimarı'
olmasıyla kariyeri ilerlemiş; Avrupa mimarisinin Abdülmecid'in
başkentinde moda olduğu dönemde İstanbul'a gelişi ise ünlü olmasını
sağlamıştır. Yaşadığı Moskova günlerinin donuk neoklasik tarzını,
günün eğilimlerini yakaladığı oryantalist bir ruhla daha canlı ve
hareketli hale getirmiştir. Rus Büyükelçiliğimin padişahın dikkatini
çekmesinden sonra Fossati, Osmanlı hükümetinden çeşitli siparişler
almıştır. Gaspare Fossati'nin kardeşi Giuseppe de onunla ortak olmuş
ve yoğun çalışmalarında işbirliği yapmışlardır. 1847 yılında
Ayasofya üzerinde çalışmaya başladıklarında, yüz yılı aşkın bir
süredir ihmal edilmiş olan yapıyı damı akar ve harap durumda,
'güvercin bulutları' tarafından içi yağmalanmış şekilde buldular.
Küçük depremler sonucu kubbe ve tonozlarda oluşan çatlakları
onardılar ve kubbenin çevresini demir zincirle sararak dışa doğru
itme kuvvetini kontrol altına aldılar. Ancak hiçbir amaca hizmet
etmediğini düşündükleri dört uçanpayandayı yıktılar. Yapılan diğer
önemli yapısal işler ise, eksedralardaki eğik sütunları düşey duruma
getirmek ve gergi kirişleriyle kemerleri güçlendirmekti. Çatıda, su
akıtan kurşun kaplamaları değiştirdiler, içten ve dıştan tam bir
temizlik yaptılar. Duvarları ve kemerleri örten sıva bozulmuş
olduğundan, altın rengi titrek ışıltılar saçan dekoratif Bizans
mozaikleri ortaya çıkmıştı. Mozaiklerin güzelliği karşısında hayrete
düşen padişah mimarlara tüm mozaikleri ortaya çıkarmalarını emretti.
Galerilerdeki mozaikler ortaya çıkarılıp onarıldığı zaman Fossati
Abdülmecid'den, mozaiklerin örtülmesi ile ilgili katı kuralların
esnek hale getirilmesini rica etti. Abdülmecid onlara şöyle dedi:
'Mozaikler çok güzel, ancak dinimiz yasakladığı için onları
gizleyin. Onları iyi gizleyin ama tahrip etmeyin: Bir gün neler
olabileceğini kim bilir ki'. Sonuçta mozaikler tahrip olmalarını
önleyecek ve tekrar kolayca ortaya çıkarılmalarını sağlayacak
şekilde örtüldü. Padişah, namaz kılınan alanın dışında kalan giriş
holündeki ve nartekste bulunan imparator kapısının üstündeki
mozaiklerin, bir istisna olarak açık bırakılabileceğini düşünüyordu
ancak din otoriteleri onların da örtülmesinde ısrar ettiler.
Fossati'nin yaptığı suluboya bir resim, güneybatı giriş holünü ve
onuncu yüzyıla ait, Meryem'in Iustinianos ve Constantinus arasında
yer aldığı mozaiği örten soyut, süslü bir deseni göstermektedir.
Fossati'nin çok süslü kornişinin altında yer alan mermer
levhalardaki hareketli deseni resmetmemiş olduğunu görmek ise
ilginçtir. İnsan ve hayvan figürleri içermeyen Bizans mozaik leri
için böyle bir problem bulunmamaktaydı, ancak eksik ya da hasarlı
bölgelerin alçıyla doldurulup orijinal görünümlerindeki gibi
boyanmaları gerekmekteydi. Restorasyonu yapanlar, bazı yerlerde
altın varak ancak çoklukla da, zamanla abartılı bir kahverengiye
dönüşen altın yaldızlı boya kullanmışlardır. O dönemdeki mozaik
restorasyonunda, parçaları yerinde tutmak için kullanılan çivilerin
paslanması gibi kusurlar günümüzde yapılan restorasyonda ortaya
çıkmıştır. Fossati Kardeşler, yeri uygun olmayan hünkâr mahfilini
apsisten kaldırarak kuzeydoğu eksedrada, apsisin kuzeyindeki payeye
yeni bir mahfil inşa etmişlerdir. Bu mahfil padişahı suikastçılardan
korumak amacıyla daha yükseğe inşa edilmiştir. Öndeki altın yaldızlı
kafes ise padişahın görünmeden oturabilmesini sağlamaktadır.
Mermerden oyulmuş bu kafes, Türk rokoko tarzını anımsatsa da
sütunlar Bizans'a aittir. Sütunların üçü Fatih Camii'nin avlusunda
bulunmuş, diğerleri de uyacak şekilde yeniden yapılmıştır. Fossati
Kardeşler eski mihrap ve minberi de yenileriyle değiştirmiştir. Her
ikisi de şekil yönün den orijinallerine benzemekte ancak işçilikleri
daha kötü olarak değerlendirilmektedir. Mihrap aşırı derecede
süslüdür.
Gaspare Fossati,
kardeşinin ve yüzlerce yetenekli sanatkârın da yardımlarıyla, iki
yılı biraz aşan bir sürede şaşırtıcı sonuçlar elde etmiştir.
Kullandıkları tekniklerin tümü en iyi teknikler olmasa bile,
Fossatiler Ayasofya'yı modern çağa hazır hale getirmişlerdir. Ancak
en uzun ömürlü olan katkılarının, Gaspare'nin yayımladığı ve çoğu bu
kitapta yer alan suluboya resimler olduğu söylenebilir. Fossati'nin
denediği mimari özelliklerin onun oryantalist görüşüyle hafifçe
renklenmiş yorumu, Ayasofya'yı bu çağdaki algılayışımıza katkıda
bulunmaktadır. |
|