|
|
II.
Selim Döneminde Mimar Sinan'ın Yaptığı İlaveler
Sinan'ın yaşamı
şaşırtıcı bir öyküdür ve de padişaha hizmet eden yetenekli
bireylerin nasıl yükseldiğinin güçlü bir örneğidir. Sinan on altıncı
yüzyıl başlarında Hıristiyan, büyük olasılıkla da Rum olarak, orta
Anadolu'da, Kayseri yakınlarında bir köyde doğmuştur. Osmanlı
ordusunun seçkin bir kanadı olan ve Hıristiyan ailelerden seçilip
Müslüman yapıldıktan sonra padişah için savaşmak üzere eğitilen
gençlerden oluşan Yeniçeri Ocağı'na 1521 yılı civarında
kaydolmuştur. Sinan marangozluk sanatını öğrenmiş, bunda üstün
başarı göstermiştir. Orta Avrupa'dan İran ve Irak'a kadar pek çok
askeri sefere katılmış, düzenli olarak rütbesi yükseltilmiştir.
Askeri mühendis olarak surların, gemilerin ve köprülerin inşaasına
nezaret etmiştir. Askeri amaçlı sayısız gezilerinde pek çok
medeniyete ait mimarlık eserlerinin en zarif örneklerini görmüş,
özelliklerini kavramış olmalıdır. Olağanüstü yeteneklerini ve güçlü
organizasyon kabiliyetini ödüllendirmek üzere, 1538 yılında
padişahın başmimarı görevine getirilmiştir. O andan ölümüne kadar
(en az doksan yaşında öldüğü tahmin edilmektedir), mimarlardan
oluşan bir ekibin de yardımıyla dört yüzden fazla yapının
tasarımının ve inşa edilmesinin sorumluluğunu üstlenmiştir. 1550
yılında, Kanuni Sultan Süleyman için inşa ettiği Süleymaniye Camii
ve 1568 yılında, II. Selim için inşa ettiği Edirne'deki Selimiye
Camii en önde gelen eserleri olup Osmanlı mimarisini taçlandıran
şaheserlerdir. İtalyan Rönesansı'nın büyük mimarlarından
Brunelleschi ve Michelangelo'nun Floransa Katedrali ve Roma'daki St.
Peter'in kubbelerinin tasarımını yaparken mahrum edildikleri
imkânlara Sinan sahip olmuştur. Adı geçen her iki kubbenin de mevcut
altyapının üzerine inşa edilmesi gerekmiş ve bu mimarlardan
hiçbirinin ömrü ,eserinin tamamlandığını görmeye yetmemiştir. Diğer
yandan Sinan, camilerinin her birinin inşaatını üç ile yedi yıl
arasında tamamlayabilmiş ve alan, ışık ve strüktür ile ilgili daha
ileri araştırmalar yapma imkânına sahip olmuştur.
Sinan ve hamileri Süleyman ve Selim, Ayasofya büyüklüğünde, hatta
ondan da büyük bir yapıyı amaçlamışlardır. Bu nedenle Sinan meslek
yaşamını, bu büyük Bizans anıtına karşı mücadele vererek
geçirmiştir. Sinan, yapının içindeki güçleri ayrıntılı olarak
inceledi, büyük kubbeleri ayakta tutacak en zarif ve en etkili
yöntemleri araştırdı. Bu nedenle de harap haldeki yapıyı güçlendirme
işinin tam adamı oldu.
Önce, caminin çevresinde açık bir alan kazanılması gerekmekteydi.
Duvarların çevresine yapılan kaçak yapıların, zaten yetersiz olan
temelleri ve payandaları dana da zayıflattığını fark etti. Bu
evlerde yaşayanlar duvarları oyarak kendilerine ocak yapmakla
kalmamış, payandaları da taş ocağı gibi kullanmışlardı. Sinan'ın
tavsiyesi üzerine padişah cami çevresindeki binaların kaldırılmasını
ve her kenarına 25 m genişliğinde, 100 m uzunluğunda boş bir alan
açılmasını emretti. II. Mehmet tarafından bir önceki yüzyılda
yaptırılan medresenin etrafını da açtırdı. Bunun ardından Sinan,
yapısal güçlendirme planını yürürlüğe koyarak mevcut payandaları
yükseltti ve batı duvarı boyunca bir dizi muazzam kemer inşa etti.
Aynı dönemde başka restorasyon çalışmaları da yaptı ve hiçbir zaman
tamamlanamayan iki medresenin daha inşaatına başladı. |
|