|
|
İmparatorluk
Projesi
Iustinianos'un
Ayasofya'sını, onun resmi imparatorluk politikalarının ışığı altında
anlamak gerekmektedir. Iustinianos'un hedefleri, altıncı yüzyıl
tarihçisi Caesarealı (Filistin'de) Prokopios tarafından De
aedificiis (Yapılar) adlı eserinde ortaya konmuştur. Iustinianos
tarafından sipariş edilmiş olduğu anlaşılan eser büyük olasılıkla
550'lerin ortalarında yazılmış, ancak ya tamamlanmamış ya da hiç
düzeltilmemiştir. Bu eser, Iustinianos'un çağdaşı hükümdarların
yapım projeleri konusunda korunabilmiş en ayrıntılı tek kayıttır.
İmparatorluk sınırlarının içinde ve dışında kargaşalığın olduğu bir
dönemde hükümdar olan Iustinianos'un, nüfuz alanını genişleterek
kendinden önce gelen hükümdarlar döneminde olduğundan daha büyük bir
imparatorluk yarattığını Prokopios övgü dolu bir ifade ile
anlatmaktadır. Iustinianos batıyı (İtalya) Arian Gotlar'dan geri
almış, doğudaki eyaletlerin kendisine bağlılığını da, Perslerin
ilerlemelerine rağmen, bölgedeki Monofizit Hıristiyanları
yatıştırarak sağlamıştır. Iustinianos için imparatorluğun birliğini
sağlamak esastı. Bu nedenle paganizmin kalıntıları ve Arianizm gibi
sapkın mezhepler yasaklanmış, bir imparatorun önderliğinde, tek ve
doğru bir Ortodoks inancı kabul ettirilmiştir. İmparator, iç uyumu
ve dış barışı sağlayan kişiydi. Bu hedefe ulaşmak üzere Iustinianos,
on hukuk adamından oluşan bir komisyonu, hukuk sistemindeki çok
önemli ve şiddetle ihtiyaç duyulan yenilenmeyi gerçekleştirmek ve
etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak üzere görevlendirdi; sonuç,
Codex Iustinianos adıyla yayımlandı. Bu şekilde oluşturulan yasalar,
dönemin dini ve sosyo-ekonomik problemlerini yansıtmış ve
imparatorluk içindeki uyumun sağlanmasına katkıda bulunmuştur. Ama
aynı zamanda da Iustinianos Tanrının seçtiği kişi, rahip-kral hatta
başrahip olarak adlandırılmış, bu da imparatorluğun ve ruhani
liderliğin her zamankinden daha sıkı bir şekilde kenetlendiğini
göstermiştir. Bu, Iustinianos'un Kilise'nin otoritesini gaspetmek
düşüncesinde olduğu anlamına gelmemektedir. Politika ve din - devlet
ve kilise - imparatorun Tanrının vekili, yeryüzündeki özel
temsilcisi olarak hüküm sürdüğü birleşik Ortodoks imparatorluğunun
paralel kolları haline gelmiştir. Ancak en önemlisi, Prokopios,
Iustinianos'un imparatorluk çapında bir imar programını üstlendiğini
vurgulamaktadır. Ele geçirilen ülkelerde şehirler imar edilmiş,
Konstantinopolis'de ve imparatorluğun değişik yerlerinde bayındırlık
işleri ve kiliseler yapılmış, hepsinin de üstünde, sadece
Balkanlar'da 600'ün üzerinde kale olmak üzere, hükümdarlık alanının
dış sınırlarında savunma yapılan inşa edilmiştir. Prokopios,
Iustinianos'u'dünyayı imar eden kişi'olarak adlandırmaktadır.
Prokopios'un De aedificiis adlı eserinde askeri mimari açıkça
vurgulanmaktadır, ancak Iustinianos'un imar programında kilise
inşaası ya da restorasyonu fevkalade öneme sahiptir. Prokopios örnek
olarak Konstantinopolis ve banliyölerinde Iustinianos'un 33 kilise
inşa ya da restore ettirdiğini belirtmekte, arasında Cebel-i Tarık
Boğazı'na yakın, Vandal Afrikası'ndaki Septum'un (bugünkü Ceuta) da
bulunduğu yetmiş değişik bölgede Iustinianos döneminde inşa edilmiş
kiliselerin varlığından söz etmekte ya da adlarıyla belirtmektedir.
Ancak Prokopios, imparatorun imar faaliyetlerinin pek güvenilir ve
kapsamlı bir kaydını sunmamaktadır. Iustinianos döneminin
projelerini belgeleyen diğer kaynaklardan, Prokopios ya hiç haberdar
olmamış, ya da onları dikkate almamıştır. Örneğin,
Konstantinopolis'deki putperestlerin izini sürmekte başarılı olan
Suriyeli tarihçi Efesli Ioannes (507-86 ya da -88 civarı), pagan
kültlerin hâlâ varlıklarını sürdürdüğü Asya, Frigya, Lidya ve Karya
gibi Küçük Asya'nın batı eyaletlerinde Iustinianos'un 96 kilise ve
12 manastır yaptırdığını ileri sürmektedir. 96 kiliseden yaklaşık
55'inin parası imparatorluk hazinesinden ödenmişti. 542 yılında
Ioannes, 'Hellenler' olarak adlandırılan paganların putperest
uygulamalarına son vermek ve onları Ortodoks yapmak üzere
Iustinianos tarafından misyoner olarak bu eyaletlere gönderildi.
İmparatorun, Ortodoks olanlara vaftiz giysilerinin parasını ödemesi
ve her birine bir miktar para vermesiyle Ioannes 70.000 kişiyi
Ortodoks yaptığını öne sürmektedir. Iustinianos'un kilise inşa etme
projesinin amaçlarından biri de paganları Ortodoks yapmaktı.
Iustinianos'un kilise inşa programının temel anıtı başkentindeki
Ayasofya'nın yeniden inşa edilmesi olmuştur. Prokopios De
aedificiis'e bu kiliseyle başlamaktadır ve kitapta Ayasofya ile
ilgili bölüm, imparatorluğun başka yerlerinde yapılan dini ya da
sivil her türlü inşaat projeleriyle ilgili bölümlerden çok daha
fazla yer kaplamaktadır. Elbette ki Konstantinopolis'de, imparator
ve tebasının yanı sıra Doğu Kilisesi'nin başpapazı olan patriğin dua
edeceği ve ayinlere katılacağı bir katedralin ve diğer kiliselerin
bulunması gerekliydi. Ancak Iustinianos için Ayasofya'yı eski
tasarımında restore etmek yeterli olmayacaktı. Katedralin, genel
olarak imparatorluğun muhteşem cömertliğini ve Iustinianos'un
imparatorluk ideolojisini tam olarak yansıtması gerekiyordu.
Katedral, Iustinianos'un, imparatorluk otoritesini de temsil etmeli
ve imparatoru gökyüzündeki ilahi gücün yeryüzündeki temsilcisi
olarak yüceltmeliydi. Mimari bir eser olarak da başkentteki ve Roma
dahil diğer bütün şehirlerdeki martyrion'laröan daha üstün
olmalıydı. Iustinianos'un katedrali, Nika Ayaklanmasından önce ya da
hemen sonra yeniden inşa etmeyi, ülkesinde uyum ve birliğin
sağlanması adına Kilise üzerindeki imparatorluk gücünü sürdürmenin
biryolu olarak gördüğü söylenebilir.
Bizanslı şair Paulus Silentiarius, Ayasofya'nın 24 Aralık 562'de
ikinci kez takdis edilmesinin ardından katedral için söylediği uzun
bir methiyede, katedralin öneminden şöyle söz etmektedir:
Doğrusu, tüm dünyadan, barbarlardan olduğu gibi Ausonialılardan da
[kendi tebası] her türlü serveti toplamış olan imparatorumuz,
Roma'nın tüm ümit-lerinin mağrur sevincini bağladığı bu ilahi,
ölümsüz mabede taştan bir süslemeyi yeterli saymamıştır.
Kilisenin ikinci kez takdis edildiği günü şair, Tanrı ve imparator
birlikte kutlanmışlardır' diye nitelemektedir. Iustinianos'un
Ayasofya'sı 5 yıl 10 ayda inşa edilmiştir; bu ölçekteki ve bu
karmaşıklıktaki bir yapı için, bu inanılmaz derecede kısa bir
süredir. Constantinus'un Roma'daki Eski St. Peter'i tamamlaması 80
yıldan fazla sürmüş, Chartres'ın Gotik katedrali 32 yılda inşa
edilmiş ve Salisbury Katedrali'ni yapmak 40 yılın üzerinde bir zaman
gerektirmiştir. Eğer Iustinianos harap olmuş Ayasofya'yı eski
tasarımına göre, sadece restore etmekle yetinmiş olsaydı, kilise
belki iki yılda tamamlanabilirdi. Ancak o tamamen farklı bir şey
yapmak istemiştir. Ayasofya'nın yeniden tasarlanmasının arkasındaki
itici güç olarak, imparator bu proje için mali kaynakları sağlamış
ve muazzam bir işgücünü bir araya getirmiştir. Ayasofya'nın yapımı
ile ilgili olarak, dokuzuncu yüzyıla ait anonim, yarı efsanevi bir
kaynak olan Narratio'ya göre, inşaatta her birinin emrinde 100 kişi
çalışan 100 duvar ustası, toplam 10.000 kişi çalışmaktaydı. Gerçek
sayı ne olursa olsun, ekipler çok düzenli çalışmaktaydı ve lojistik
destek de kusursuz derecede iyiydi. Kilisenin tamamlandığı kısa süre
göz önünde bulundurulduğunda, mimar-mühendislerin, duvarcı
ustalarının, oyma ve mozaik ustalarının ve diğer bütün zanaatkarın
birbirinden bağımsız olarak değil, birlikte çalıştıkları daha olası
görünmektedir. Anthemios ve İsidoros mimari bir taslak hazırlayarak
imparatorun onayını almışlardır. Bu taslakta planlar, cephe
görünümleri ve perspektif çizimler ya da projeksiyonlar yer almış
olabilir, ancak tüm projenin bütün ayrıntılarının önceden sistemli
bir biçimde planlanlandığı konusunda soru işaretleri bulunmaktadır.
Anthemios'un 'yapılacak inşaatın ön tasarımlarını [indalmata]
hazırladığını Prokopios özellikle bildirmektedir. Yeterli malzemenin
tedarik edilmesi gerekmekteydi ve Roma gibi uzak yerlerden bile
malzeme getirildiği iddia edilmektedir. Eski kilisenin
kalıntılarının tümüyle yıkılıp molozun temizlenmesi gerekmekteydi.
Kilisenin inşa edileceği alanın bir bölümünün kamulaştırılmasına
ihtiyaç vardı; çünkü iddia edildiğine göre buralarda özel evler
bulunmaktaydı. Dolayısıyla, yeni kilisenin inşa edileceği alanın
Theodosius kilisesininkinden daha büyük olması önceden planlanmıştı.
Kayıtlara geçmemiş olmasına rağmen, imparatorun idari düzenlemeler
yaparak bunları uygulattığı ve bu düzenlemelerin 531 yılında
Kudüs'te Meryem için yaptırdığı Nea'nın (Yeni Kilise) yapımında
uygulanan sistemden daha ayrıntılı ve inceden inceye düşünülmüş
olduğu şüphe götürmemektedir. Yeni Ayasofya'nın inşaatı başladıktan
sonra, en azından merkezi kubbenin altındaki büyük kemerlerin
yapımına kadar, hızla ilerlemiştir. Bu kemerlerin yapımında,
Prokopios'un naklettiği ve aşağıda bahsedilecek olan büyük yapısal
sorunlar ortaya çıkmıştır. Kilise yükseldikçe değişiklikler yapılmış
ve başlangıçtaki inşaat planını değişikliğe uğratan bazı yeni
biçimler yaratılmıştır. Bu tür bir değişim sürecinin, yüzyıllar
sonra Fransa'daki Gotik katedrallerin inşaasında belirleyici bir
özellik haline geldiği bilinmektedir. |
|