|
|
Iustinianos'tan
Önceki Ayasofya
537 yılının 27
Aralık günü, yeni Ayasofya Patrik Menas tarafından törenle
açılmıştır. Ayasofya, daha önce II. Constantius (337-61) döneminde
inşa edilen ve 360 yılında takdis edilen katedralin yerine
yapılmıştır. Önünde bir avlusu ya da atriumu bulunan II.
Constantius'un kilisesi, ahşap çatılı, iki yanında birer, belki de
ikişer yan nefi olan bir orta neften oluşan bazi-likaydı. Yan
neflerin her biri, belki de Constantinus'un Kudüs'teki Kutsal Mezar
Bazilikasına benzer şekilde, birer galeri katı taşımaktaydılar. Daha
sonraki Bizans kaynakları, dördüncü yüzyıl Ayasofyası'nda mermer
sütunların bulunduğundan söz etmektedirler. Kilisenin içinde ya da
muhtemelen bitişiğinde 'Olympas' olarak bilinen bir vaftizhane
bulunmaktaydı. Güney cephe-
sine bitişik, en az iki katlı bir piskoposluk sarayı yer almaktaydı,
ki Ioannes Khrysostomos'un buradan 'ki-liseye inerek7 ibadet ettiği
söylenmektedir. İlk katedral Büyük Kilise (ne megale ekklesia)
olarak tanınmaktay-dı. İsa'ya referansla Tanrı'nın Hikmeti (Sophia)
anlamı-na gelen Hagia Sophia adı, 430 yılı civarına kadar res-men
kullanılmamıştır. Constantius'un katedrali 404 yılında yanmıştır.
Hasarın ne ölçüde olduğu konusunda bilgi bulunmamaktadır, ancak bina
406 yılında tekrar kullanılmaya başladığına göre, yapılan onarımın
sınırlı olması gerekmektedir. II. Theodosius (408-50) döneminde
çalışmalar sürdürülmüş ve kilise 415 yılında yeniden kutsanmıştır.
Dördüncü yüzyıl yapısının planının, bu zaman aralığında değişikliğe
uğrayıp uğramadığı konusunda belge bulunmamaktadır. Bugünkü
kilisenin önündeki girişte ve avlusunda dördüncü yüzyıla ve beşinci
yüzyıl başlarına ait kiliselerin kalıntıları görülebilmektedir. Bu
kalıntılar, anıtsal bir portiğin sütun sırası döşemesine (stilobat)
çıkan altı basamak ve doğu yönünde dört metrelik eski bir duvar
uzantısından oluşmaktadır. 1935 yılında, Alfons Maria Schneider
tarafından yapılan kazılarda portiğe ait birkaç mimarî blok
çıkarılmıştır. Schneider, portiğin anıtsal bir sütun dizisinden
çıktığını ve özellik olarak da, kavisli lentosu olan alınlıktı bir
kapı sundur-masına sahip bulunduğunu ortaya çıkarmıştır.
Schneider'in belirttiğine göre, bu blokların oyma süslemelerinin
tarzı, II. Theodosius döneminde yapıldıklarını ortaya koymaktadır.
Portiğin doğusundaki erken duvar uzantısı, büyük olasılıkla,
kilisenin duvarı olmayıp atriumun (avlunun) doğu duvarıdır. Bu
duvar, tuğla dizileri ile harçla karıştırılmış moloz taşın almaşık
sıralar halinde örülmesi ve kabaca kare şeklindeki küçük taş
dizileriyle kaplanmasıyla yapılmıştır (bugün ise üzerine birkaç sıra
tuğla ile modern bir duvar semeri yapılmıştır). Iustinianos öncesi
kilisenin, altıncı yüzyılda yerine yapılandan daha küçük olduğu ve
birkaç derecelik bir açı farkıyla daha güneye doğru hizalandığı
anlaşılmaktadır. Bu kilise, erken dönem Konstantinopolis
kiliselerinin standart özellikleri olan öğeleri de içermekteydi: bir
atrium, belki bir narteks, galerileri ve yan nefleri olan bir
bazilika. |
|